1 2 3 4 5 Bu kodu kullana

23 Mayıs 2021 Pazar

Bir Pazar Günü Balkon Keyfi


                       Beni tanıyanlar bilir. Pazar günlerini sevmem. Çalışma günlerinden kalan bir şey sanırım. Hep iş güç ve sıkıntıyla geçer çünkü.

                       Yapılacak işler birikmiştir. Merdaneliyle saatlerce çamaşır yıkanacak. Akşam ütü yapılacak Pazartesiye hazırlanılacak. Yemek bulaşık çocuklar.

                       Bugün ev dandiniydi. Ama öyle böyle değil. Badana yapmaya kalkıştık çünkü. Onun dağınıklığı. Birde üstüne akvaryum patlamaz mı\?    Yatak odasını su bastı akvaryumu iptal etmek zorunda kaldık. Balıkları akvaryumcuya verdik. Onun dağınıklığı derken bugün güzel bir temizlik yaptım. Bir ferahladım bir ferahladım. Yemek dünden vardı bir şeyler. Goncaya ızgara tavuk yaptım. Ben yeşil mercimek ve zeytinyağlı fasulye yiyeceğim birazdan.

                       Kaldığım yerden devam edeyim. Bir bira açtım kendime. Oturdum balkonun yeşiline. Cep telefonumdan da bir müzik. Pazar günü hoş oldu yani. Şimdi dinlediğim şarkılardan birini paylaşayım.




4 Mayıs 2021 Salı

Eskiden Mayıs Ayında Olsaydık...

 


          Korona olmasaydı mutlaka Ankara'ya giden bir trende olurdum Mayıs Ayında. Bir pencere kenarında yer ayırtmış olurdum. Trenin takırtıları eşliğinde yol alırken raylarda pencereden bozkırların nehirlerin tarlaların dağların görüntüsü kayar giderdi. Yanımdakiyle hiç konuşmazdım. Düşüncelere dalar giderdim. Yapayalnız hüzünlü istasyon binalarından geçerdik.

         Ben Mayıs ayında mutlaka Ankara'ya giden bir trenin cam kenarında olurdum. Vardığım da annem çayı demlemiş olurdu.  Mutlaka ama mutlaka sarma dolmalar ve börek eşliğinde. Baba evinin huzuru kaplardı içimi.

        Kanepede uyuya kaldığım da üstümü örterdi annem. Bu yaşımda bir anneye sahip olmanın muhteşem konforunu yaşardım. Yürüyüşe çıkarken "üstüne bir şeyler giy üşürsün" derdi mutlaka.

       Kuzenlerle arkadaşlarla buluşurdum. Akşamları şarap içerdim. Annem tatlı tatlı azarlardı. "Ne anlarsın şundan bilmem ki" diye sitem ederdi biraz. Kitap okumama da kızardı. "İki laf etsene aldın onu eline." 

      Ben genç kızlık evimde annemin güvenli gölgesinde mutlu huzurlu uykulara dalardım.



1 Mayıs 2021 Cumartesi

Bir Minik Bebek Geldi

 


 Heyecanla beklediğimiz günler bitti. Minik torunuma sağlıkla kavuştuk şükürler olsun. Kucağıma verdiklerin de gözlerimden yaşlar süzüldü. İnanılmaz bir şey.  Yavrumun yavrusu kucağımdaydı. Bebeği ayrı annesini nasıl merak ettim günlerce. 

Bebeğimiz bu gün 11 günlük. Günler nasıl geçti hiç anlamadım. Yok emdiydi yok gazı vardı yok banyosuydu yok kaka yaptıydı derken 11 gün olmuş.

Artık merak edecek bir can daha var. Her an onu düşünüyorum. Tanrım ona uzun ömürler versin. Bahtı açık olsun. Güzel günlerine tanık etmek nasip etsin.

30 Mart 2021 Salı

Bir Sapan Hikayesi.

 

Oniki yaşlarındaydım. Kargı'daydık. Lojmanın bahçesinde mutlu mesut oynardık. Kardeşim mahalle arkadaşlarından sapan yapmayı öğrenmişti. Kendine bir sapan yapmıştı. Havalı havalı geziyordu kuş vuracağım diye. Ben de dalga geçiyordum. "Sen kim kuş vurmak kim." diye.

Bir gün kardeşimin katılırcasına ağlayarak eve geldiğini gördüm. Avucunda bir kuş vardı. Hareketsiz yatıyordu. Kardeşim "Ben kuşu öldürdüm ben kuşu öldürdüm." diye bağıra bağıra ağlıyordu. Öylesine attığı bir taş isabet etmişti işte.

Üzgün ve şaşkın ne yapacağımı bilemeden zavallı kuşa bakıyordum.

Annem bağrışmamıza geldi. Kuşu yokladı. Kalbi atıyor dedi. Başını muslukta suyun altına tuttu. Minik kuş bir anda silkelendi kendine geldi. Bu bir mucizeydi yaşıyordu. Kardeşim gözlerinde yaşlarla kahkaha atıyordu sevinçten.

Annem biraz su biraz yem verdi. Uçtu gitti sonra. Kardeşim bir daha eline sapan almadı.

Biz balık tutmaya gidip tuttukları küçük balıkları suya bırakan çocuklar olduk hep.




19 Mart 2021 Cuma

Enginarlı Pilav




Dün Küçükyalı'nın pazarıydı. Sırf enginar almak için koronaya rağmen pazara gittim. Enginarlarımı aldım.

Ben hep enginarı klasik zeytinyağlı bezelyeli havuçlu yaparım. Çokta severim. Bu sefer değişiklik olsun diye pilavını yapmaya karar verdim. Çok hoşuma gitti. Bayıldım. Dayanamadım iki tabak yedim valla.

Gelelim tarifine. Kuru soğan ve taze soğanı doğrayıp zeytinyağında kavuruyoruz. Dolmalık kuş üzümü atıyoruz içine. Dolmalık fıstıkta var ama biraz pahalı geldi koymadım ben.

Küp küp doğradığımız enginarlarıda ilave ediyoruz. Biraz limon suyu ve limon kabuğu. Sonra çok az su koyup enginarların biraz pişmesini bekliyoruz. Suyunu çekince daha önce ıslattığımız pirinci koyuyoruz.  Tuz ve şeker ilavesiyle kavuruyoruz. Üstünü bir parmak geçecek kadar sıcak su ilave ediyoruz.

Kaynadıktan sonra altını iyice kısıp üzerine dere otu doğrayıp demlenmeye bırakıyoruz.

Ben ılık yedim. Sanıyorum soğukta çok güzel olur.

Yapmanızı tavsiye ederim...

16 Mart 2021 Salı

Kendim İçin Bir Armağan



Dün aklımdaydı ne zamandır kendime bir çiçek almadığım. Bu sabah uyandığım da  "bugün kendim için bir çiçek alacağım" dedim ve gülümseyerek başladım güne.

Kahvaltıdan sonra yürüyüş için giyindim.  Gözlerimi kalemle boyadım çabucak. Koronadan beri bu kadar yetiyor.  Eskiden olsa "makyajsız çıkmam abi" der her gün makyajımı tam yapardım. 

Yüzüklerime gözüm ilişti. İki tanesini geçirdim parmaklarıma.  Özlemişim. Düşündüm ki bir senedir doğru düzgün giyinmiyorum. Ayağımda tayt veya blucin üstüme rahat bir şeyler ve spor ayakkabılar. Bu dönemde kıyafet de satın almadım olanları da giymedim.

Yürüyüş için sahil yolunu çok seviyorum. Ama bugün rüzgarlı hava. Oralar çok eser şimdi diye düşünerek münübüs yolunda yürüdüm. Altıbin küsur adım atmışım. Yürümeye yürümeye yürümeyi unuttum. Bu korona beni tembelliğe çok alıştırdı.

Dönüşte çiçekçiye uğradım çiçeklerimi aldım. Aktardan ay çekirdeği aldım kavrulmamış. Eve geldim. İlk iş balkona ay çekirdeklerini ekmek oldu. Sonra çiçeklerimi suya koydum. Onlara sevgiyle baktım.

Küçük mutluluklar hayatı güzelleştiriyor. Güzel bir şarkı dinleyelim mi?





9 Mart 2021 Salı

Corona Günlerinde Küçük Bir Kaçamak


Kuzenle buluştuk bugün. Ben Küçükyalıdan o Bostancıdan yürüyerek çıktık yola. Orta bir yerde buluşuruz dedik. Altıntepede Kahve diyarında buluştuk.  Hava güzel mi güzeldi. Hem uzun zamandır bir dostla buluşulmamıştı.Zaten sabah bir sevinçle uyanmıştım. Gün nasıl güzel olmasın benim için.

Önce bir kolonyalandık. Sonra o orta ben sade kahvelerimizi söyledik. Çocuklardan günlük hayattan söz ettik . Birbirimizi nasıl özlediğimizi anlattık bir süre. Ben doğacak torunum için ne kadar heyecanlı olduğumu anlattım.

Zaman doldu. O Bostancıya ben Küçükyalıya yollandım.




Bu da akşam menüm. Dün etli yaprak sarma yapmıştım. Çok severim. Ben öyle minik minik sarmam.  Büyük büyük sararım. Bugün de barbunya çıkardım buzluktan onu pişirdim. Bol soğanlı ve sarımsaklı. İkisi de güzeldi. Siz neler pişiriyorsunuz bu günlerde? Her akşam bir düşünce alıyor beni. Yarın ne yapsam diye.




6 Mart 2021 Cumartesi

Akşam Yemeğim












Şemsa Denizsel`in Kulaktan Dolma Tariflerini okuyorum bu aralar. Okudukça akşam yemeği için mutfağa koşmak istiyorum. Zaten pandemi bizi eve kapattığından beri kendimi yemekle şımartmak istiyorum hep.

Dolapta karnabahar vardı. Fırında yapmaya karar verdim. Karnabaharları haşladım önce. Ama en fazla on beş dakika. Fazla yumuşamaması lazım. Sonra iki yemek kaşığı tere yağ ve üç yemek kaşığı unu kavurdum kokusu gidene kadar. Üstüne üç su bardağı sütü karabiberi ve tuzu ilave ettim. Oh! Beşamel sosumuz hazır. Borcama karnabaharları dizdim. Üstüne beşamel sos attım fırına. Yanına da bir kaç tane pırasalı börek attım buzluktan. Sonra üstüne kaşar dilimleri. Nar gibi kızardı.

Kırmızı şarabımın yanında  oh mis gibi. Koncayla biz mutfaklarımızı ayırdık. O günde bir öğün besleniyor. Sebze pek sevmiyor. Bol salata ve ızgara yiyor her gün. Yanında sucuk salam yiyor. Ben iki ana öğün bir ara öğün yiyorum. Ve sebze ağırlıklı besleniyorum. Birbirimize karışmıyoruz. 

Bugün evdeydim. Çıkmadım hiç. Burak geldi sabah kahvesine. Kahve sohbet falan saat iki oldu. Biraz kitap okudum. Murathan Mungan`ın derlediği "Tren Geçti" öykü kitabını okuyorum. Sonra egzersiz yaptım yarım saat. Yemek falan derken akşam oldu. Bilgisayarı gündüz açmıyorum. Akşam yemeğinden sonra açıyorum. Şimdi dizi ve film seyretme zamanım geldi.



4 Ağustos 2019 Pazar

Bu Akşam



               Hüzünlü şarkılar dinledim bu akşam şarabımı içerken.

               Sonra eski fotolara baktım bir bir.

               Hani özlersin ya bazen denizi bazen yeşili.

               Bazen yanı başındaki insanı.

               Öyle özlemler doluştu içime.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Kuzum Doğmuş Bugün

    Seninle paylaştığım ve hiç unutamadığım Urfa günleri aklımda. Senin ilk öğretmenliğin de tayinin Suruç'a çıkmıştı. O uzun otobüs yolculuğumuzu hatırlıyor musun? Otobüste Türkçe çok az konuşuluyordu. Suriyelilerin ilk geldiği yıllardı. Suruça indiğimiz de burası Türkiye değil demiştim içimden. Sana moralini bozmamak için bir şey belli etmemiştim.
      Sonra Birecik'e yerleşişimiz. Senin her gün Suruç'a 40 kilometre gidişin. Okula varınca bana çağrı atardın. Oh rahatlardım. Birgün çağrı atmayı unutmuştun. Ben de ortalığı ayağa kaldırmıştım.
       Hafta sonları gezmeğe Urfa'ya giderdik. Balıklı Gölde gezerdik. Kebap yerdik. Sonra gün batarken  İpek Yolundan Bireciğe dönerdik.
       Sonra yüreğimi Birecik'te bırakıp eve dönerdim. Tek bağımız telefon olurdu. Aklım hep sende. Bir gün hasta olmuşsun. Bana belli etmedin hiç. Sanki okula gitmişsin gibi bana çağrı atmıştın. Daha sonra arkadaşın ağzından kaçırmıştı.
     Ama çok güzel insanlar da çıkmıştı karşımıza. Unutamam onları.
     Ara sıra Kazancı Bedii dinlerim Urfa günlerini anarak.
      İyi ki doğdun kuzum. Sensiz çok eksik kalırdım.

3 Ekim 2018 Çarşamba

Sevgili Ekim. Doğduğum Ay.

   
      Güzel Eylülü uğurladık. Sevgili Ekimdeyiz.  Yazdan kalan günler ara ara bize yüzünü gösterse de sonbaharın hafiften serin hüznünü hissediyoruz.

       Etraf kırmızılı sarılı sonbahar renkleri, hafiften esen rüzgar. Her fırsatta kendimi dışarı atmak ıstiyorum.

       Bugün doğum günüm. Ankara'da annemdeyim. Çocuklar ve Konca aradı sabah. Özlemişler beni. Bende onları.

        Telefonla yazmaya çalışıyorum. Zor oluyor.

        Deniz'le buluşacağız Tunalı'da.  Aradı biraz önce. Doğum günümü kutladı. Zehracım da aradı. Aranmak ne güzel.

   

30 Aralık 2017 Cumartesi

Yıl Biterken.



             2017 nin sonlarındayız. Öyle böyle geçti gitti tüm geçen yıllar gibi. Bazı yıllar çok zor, bazı yıllar daha güzel. Biliyoruz ki hiç bir şey sonsuz değil. Acılar sonsuz değil, mutluluklar sonsuz değil, ağlamak sonsuz değil, gülmek sonsuz değil, çaresizlik sonsuz değil...

             Her yeni yıla umutla başlarım.  Bu umut beni coşturur. Yarın çocuklarımı çağırdım. Birlikte karşılayacağız yen yılı.

             Diliyorum ki ülkem, çocuklarım, kendim ve tüm dostlarım için huzurlu güvenli mutlu bir yıl olur.

             İyi seneler...

           

22 Aralık 2017 Cuma

Yağmur Yağıyordu...



                Spor salonundan çıkmıştım yorgun. Yağmur yağıyor baktım İstanbul'a. Kapşonumu geçirdim başıma. Yürüdüm durağa doğru. Hafif hafif ıslanarak.  Bindim minübüse bir durak sonra indim. Yürüdüm yine evime doğru.  Yağmurun kokusunu içime çekerek.

                Carrefour'a uğradım. Kendime iki bira ve çikolata aldım. Eve geldim. Oğul gelmiş baktım. Bugün boş günüymüş. Bana bambu getirmiş. Sevindim. Konuştuk öyle. İyilermiş. Her şey yolundaymış. Yılbaşında Küçükkuyu'ya gideceklermiş. Bize Kızgül gelir belki. Eski yılı uğurlarız birlikte. Yeni yılı karşılarız..

                Hayat öyle devam eder gider...

26 Kasım 2017 Pazar

Çekirdek Çitlerken.



                 Çocuklar Duymasın'ı açmışım. Çekirdek kavonozumu almışım önüme. Bir yandan bakıyorum televizyona, bir yandan yazıyorum. Bir yandan da çıtlıyorum. Oh! huzur.

                 Şarabımı içmişim, yemeğimi yemişim. İşlerimi dersen bitirmişim.

                 Akşamdan incikleri düdüklüye atmış ve üç saat pişirmiştim. Sabah kahvaltıdan sonra suyunu süzdürüp bir kısmını buzluğa attım. Bir kısmından da çorba yapacağım. Kolojen deposu. Kemiklerim ve cildim bayram yapsın. Ayda bir yapıyorum. Sonra etlerini ayırdım. Etli patates yemeği yaptım ve yanına şehriyeli tereyağlı pilav.

                 Sonra Konca'ya teklif götürdüm. "Evi temizleyelim mi? Spor olur."  Aaaa! Hayret kabul etti. Ben camlara giriştim. O süpürdü. Sonra yerler silindi. O banyoya ben mutfağa giriştim. Veee ev tertemiz oldu. Yaşasın! Yarın spordan başka yapmam gereken bir şey  yok. Oh! Huzur.

                 Çocuklar çaya geldi sonra. Oğlum ve gelinim.Oturup sohbet edip çay içtik. Çayın yanına bir şey yoktu. Kaşarlı pide söyliyelim dedim. Geç yemek yemişler istemediler.

                  Böyle işte.

18 Kasım 2017 Cumartesi

Evi Özlemişim.



                Ben bir yerden gelince ilk iş yatağı, örtüsü dahil değiştirip makinaya atarım. Sonra düzeni oturtmaya başlarım.  Ankara'dan yeni geldim ya.

               Haliyle her şeyin yeri değişmiş oluyor.  Yıkanan bulaşıklar çamaşırlar  farklı yerlere konulmuş oluyor. Hatta perdeler bile bir tuhaf duruyor. Neyse düzeni eski haline getirdim gibi.

                Cuma günü epeydir ara verdiğim sporuma başladım. Biraz zorlandım. Tembelliğe iyi alışmışım.

                Sabah kalktığım da yatak odasının tavanında sivri sinekler gördüm. Bıktım bunlardan. Hala bu mevsimde ortalıkta geziyorlar. Sabah sabah elektrik süpürgesini çıkarıp bir güzel çektim onları.

                Kahvaltıdan sonra annemi aradım. İyiymiş. Makinaya çamaşır attım. Kuzeni aradım sonra. Bodrumdan gelmiş. Buluştuk öğleden sonra. Kahve içerken konuştuk bol bol.

                Dönüşte sayısal oynadım üç kolon. Alış veriş yaptım.

                Evde nohut ve pilav vardı akşama. Köfte yoğurup buzluğa attım biraz. Akşam için salata yaptım yeşilliklerden.

                Kendime bira açtım. Müzik eşliğinde...

     

28 Ekim 2017 Cumartesi

Genç Kızlığımın Evinde

   
           Ankara'da baba evindeyim. Annemin yardımcısı İamze   memleketine gitti. Dün trene atladım geldim .

            Eve dönmek ne güzel. Huzurla uyumuşum.  Annem Zeytinyağlı dolmaları yapmış yine. Pencereden sonbahar çökmüş arka bahçeyi seyrettim uzun uzun.

            Sabah beni annem uyandırdı. Bu evde öyle kafana göre uyunmaz. Her şeyin saati bellidir. Olsun. Bu evde küçük kız olmak güzel.

             Öğleden sonra yürüyüşe çıktım. 7. Cadde'de yürüdüm. Giyim mağazalarının çoğu kapanmış. Daha çok kafe ağırlıklı olmuş cadde.

              Artık gençliğimin Bahçelisi değil. Geceleri bahçe duvarında oturduğumuz mahallemiz değil.
 
                Annemle çay demledik şimdi. Bu satırları telefonumla yazıyorum. Annem dizi izliyor. Ben de bir yandan yazıyor bir yandan çay içiyorum. Böyle işte.



             

21 Ekim 2017 Cumartesi

Cumartesi ve Şarap Günü



                 Bu kara gözlü Nuri İyem kızı. Bugün  cumartesi ve benim şarap günüm.  Hem de 22. gün bir iki satır yazayım dedim.

                 Açtım youtube dan caz. Bir yandan dinliyorum bir yandan şarabımı yudumluyorum.

                 Evi süpürüp sildim bugün. Oğul uğradı bir ara. Meğer Antalya'da bisikletle kayıt yaptırmaya giderken araba çarpmış ona.  Belek Triatlon' a katılmak için gitmişti eşiyle. Duyunca bir fena oldum. Sapasağlam karşımdaydı ama yine de çok kötü oldum. Ya kötü bir şeyler olsaydı. Neyse ki ufak tefek şeylerle ucuz atlatmış. Şükürler olsun.Bu ara bizim üzerimizde bir şeyler var.

                Konca'yla da biraz limoniyiz. Motor çalındığından beri bana sarıyor. Sanki ben çaldırdım.

                Neyse çıktım sahile yürüdüm. Deniz, tekneler, iyot kokusu iyi geldi. Cebimden müziğimi de açtım.

                 Eve geldim. Sabah barbunya ve bulgur pilavı yapmıştım. Yanına marketten iki dilim ızgaralık kontrfile almıştım.

                 Akşam keyfi yani.

20 Ekim 2017 Cuma

21. Gün. Son Gün.



                    Ve  sonunda 21. güne ulaştık.  Akşam yemeğimizi yedik ve köşelerimize çekildik.

                     Bugün de her zamanki gibi geçti. Spora gittim. Eve gelince internetten kitap siparişi verdim. Kitaplarımı merak edersiniz şimdi. Birinci sırada sevgili Nurşen'in yazdığı ve benim merakla beklediğim kitap.

                   Hemen gelse de okusam diyorum.  Diğer kitap  Paul Auster'in 4321 isimli romanı. Bir de Selim İleri'nin  Her Gece Bodrum'u. Okumakta olduğum Milena'ya Mektuplar pek sarmadı beni. Yarım bırakacağım galiba.

                   Votka Limon adlı, karlı bir kasabada geçen bir film izledim. Pek beğendiğimi söyleyemem.

                   Şimdi blogları okuyacağım. Biraz da internette dolaşırım. Gün biter.

   

         



     

19 Ekim 2017 Perşembe

20.Gün. Kahve Keyfi.


               Yine güneşli bir gün. Bu mevsimde çok seviyorum güneşi. Sabah kalktığım da ilk işim perdeyi açıp, dışarıya bakmak. Gün gri değilse o gün umut vadediyor demektir. Tıpkı bugün gibi.

                Kahvaltı ve ortalık toplama faslından sonra gazete ve çay keyfini kısa kestim biraz. Mutfağa girip kırmızı ve yeşil biberlerden etli dolma yaptım. Bir kaç tane de yaprak sarıp attım içine. Yarım paket de makarna yaptım. Ben pek makarna yemiyorum. Konca için.

                Sonra Kızgül'e kahve içmeye gittim. Oturduk sohbet ettik biraz.  Onunla karşılıklı oturuyorken öyle mutlu oluyorum ki. Şükrediyorum. Onun uzaklarda olduğu günler geliyor aklıma. Nasıl merek ederdim onu. Kulağım hep telefonda. Şimdi aynı şehirdeyiz şükürler olsun.

                Dönüşte pazara uğradım. Pırasa, karnabahar, barbunya, domates, yeşillik ve muz aldım. Zor taşıdım aldıklarımı.  Bakkala uğrayıp iki tane de bira aldım.

               Yerleştirdim aldıklarımı. Biramı aldım. Açtım kitabımı. Sonra yemek faslı.

               Şimdi İstanbullu Gelini izleyeceğim.

               

18 Ekim 2017 Çarşamba

19. Gün. Değişik Bir Şey Yok.



                 Sakin sakin yaşadığım güneşli güzel bir gündü bugün. Kaç gündür alamadığım tahlillerimin neticesini almaya gittim kahvaltıdan sonra. TSH hariç hepsi iyi çıkmış şükür.  İlacımın dozu ayarlandı.

                 Dönüşte bir milyoncuya uğradım. Baktım bir şeyler var mı? Diye. Bir şey almadan çıktım. Eve geldim.  Biraz kitap okudum.  Bir kase ev yoğurdu, bir avuç kuru yemiş bir tane de muz yedim. Öğlen yemeği niyetine.

                 Konca'yla spora gittik.  Kendimi yorgun hissetmeme rağmen sporumu yaptım neyse.

                 Eve gelince makinaya çamaşır attım. Laptopu açtım blogları okudum biraz.  Facebook a baktım. Akşam yemeği zamanı geldi. Dünden kalan bir şeyler vardı. Onları yedik.

                 Şimdi dizi seyredeceğim.