1 2 3 4 5 Bu kodu kullana

28 Mart 2013 Perşembe

70'li Yıllardan Gençlik Manzaraları.



            70'lerin  başında babamın tayini Trabzon'dan Ankara'ya çıkmış, Küçükesat'ta Urfa Apartmanı'nda  kiraladığımız bir daireye yerleşmiştik. Çok mutluydum. Hem Ankara'ya taşınmıştık hem de ben üniversiteye kaydolmuştum.


          O zamanlar durmadan çekiştire çekiştire "mini"ler giyiyorduk. Hatta annelerimiz bile bizim kadar olmasa bile bayağı kısa giyerlerdi. Benim eski elbiselerimden birini annem saklamış. Geçenlerde bana gösterince "Bunu ben giymiş olamam." diye şaşırmıştım. Kızım görecek diye de ödüm kopmuştu.


          O yıl mininin üstüne maksi paltolar moda oldu. İçim gitmişti keşke benim de olsa diye. Üniversiteye başlıyorum ya anneciğim hemen gidip ekose bir kumaş almış bana maksi manto dikivermişti alelacele.


          Paltoların önü kapanmaz içinden minilerimiz gözükürdü.

          Sonra üniversite yılları... Boykotlar, yürüyüşler,mitingler.sol gruplar,sağ gruplar, silahlar, Denizler, Mahirler, acılar, kayıplar, annelerin gözyaşları... 12 Eylül 1980'e giden yolda yürümeye başlamıştık.


          Radyodan uzun uzun arananlar listeleri okunurdu. Bu arada evlerimize televizyon girmiş yeni bir dönem başlamıştı. Zengin Yoksul, Kaçak, Dallas, Uzay Yolu, Pilli Bebek... En güzeli Eurovizyon'a katılmamızdı. Seçmeler ayrı bir heyecan, yarışma gecesi ayrı bir heyecan...


          O gece annemler yatmış, kardeşimle biz heyecanla izlemiştik yarışmayı ve nasıl bir hayal kırıklığıydı o. Semiha Yankı ve şarkısını hala zevkle dinliyorum.

          Harçlıklarımızla kitap alabilir bol bol sinemaya gidebilirdik. Şebekelerimiz vardı. Bu kartlarımızla sinemaya ve tiyatroya indirimli girerdik. Üniversiteli olmanın gururunu yaşardık. Yılmaz Güney filmleri, Hababam Sınıfı, unutulmaz Love Story... Ben evime çok yakın olan Dedeman Sineması'na giderdim daha çok.


          Sigara içmek çok prestijli bir şeydi. Annelerimiz misafirler için birkaç çeşit sigara bulundururlardı. Gelen misafire mutlaka sigara ikram edilirdi. Üniversiteli olmak demek özgürce sigara içebilmek demekti. Devrimci gençler "Birinci" içmek zorundaydılar. Hepimiz sigara içerdik. İçmeyen çok azdı. Bu sanki büyümüş olmanın bir göstergesiydi. Duman içinde kantinlerde oturur, hiç rahatsız olmazdık.


          Pikaplarımız vardı. Ve tabi çok kıymetli 45'likler ve longplaylerimiz. Odalarımızda plak dinlerdik.

          Bir de o zamanlar herkes sevgilisiyle, arkadaşıyla, kocasıyla "Kızılay Gökdelen" in önünde buluşurdu. Başka yer yoktu herhalde. Hele cumartesileri öyle kalabalık olurdu ki buluşacağımız kişiyi zor bulurduk.


          Daha o kadar çok şey var ki anlatacak. Ajda Pekkan bir stardı. Bugün de bir star:))   Kimler geldi kimler geçti...



15 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Sen Ankara' da ben İstanbul' da benzer şeyler paylaşmışız. Benim
de önü açık duran siyah maksi paltom
çok tatlı mavi bir mini elbisem ve aynı renk o dönemin modası kasketim vardı. o ytaşlarda sigara içmeyen yoktu ve kimse zararlı olduğundan bahsetmezdi. Hatta babaların hayali "oğlum büyüyecek ve karşılıklı sigara tüttüreceğiz" diye hayal kurarlardı. Ve bir sürü ortak paylaşım. (Üniversite hariç)

Swotpisces dedi ki...

zevkle okudum... :)

parıldayan çiçek dedi ki...

Benzer dönemler.Kızılay'da gimanın önü ne cep telefonları vardı.ne de telefon sözler vardı.Kız gel Ankara 'ya o günleri yad edip nostalji yaşayalım.

hüznün tadı dedi ki...

Asuman- O zamanlar yaşamlar biz orta sınıf için çok farklı değildi. Çocukken benzer şeyleri giyer benzer şeylerle oynardık. Markalı giysiler çeşit çeşit bir o kadar da zararlı yiyecekler yoktu. Annelerimizin üretimini tüketirdik biz. Ama mutluyduk.

Swotpisces- İşte böyleyken böyleydi o zamanlar:))

hüznün tadı dedi ki...

Parıldayan Çiçek- O gökdelen de tekti:) Gelirim kız:)

Nesrin dedi ki...

ne güzel bir yazı :)

Gülhan Miray dedi ki...

çok güzel anlatmışsınız..

hüznün tadı dedi ki...

Nesrin ve Gülhan teşekkürler.

Yaşamın kıyısında dedi ki...

Ah! Mihraban'cım ne güzel günlere gittim.
ben okul çağını geçmiştim ama gençtim işte, mini eteğim arkası yırtmaçlı siyah, astarı kırmızı maksi mantom:))
Sehpa üstünde kesme tabak içinde çeşitli marka ikram sigaraları...
çok güzel anlatmışsın canım çok sevdim bir kez daha eskiye özendim.

Adsız dedi ki...

sevgili arkadaşım,seninle 1980 yılında tanıştık.ne güzel yazmışsın ogünlerdeki yaşadıklarımızı,mutluluklarımızı...yüreğine sağlık...sevgiler

Adsız dedi ki...

adsız/ Muammere

hüznün tadı dedi ki...

Yaşamın Kıyısında- Hanımlar "gün"lerinde sigara ikram ederlerdi mutlaka. Annem mesela sigara kullanmazdı. Ama "gün"de mutlaka içerdi.

Muammere- 80' de artık anne olduğum yıllar. Günler ne çabuk geçiyor...

laleninbahcesi dedi ki...

Mihribancım bir tek ayrı şehirlerde ama aynı şeyleri yaşamızşız...Bizim jenerasyon böyleydi...O misafire sigara tutma olayını geçen gün biz de konuştuk...

Seda dedi ki...

Şu günlerde Masumiyet Müzesi'ni okuyorum. Mekan İstanbul ama onun nostaljik havasıyla öyle uyumlu ki yazınız...

Ayşe'nin Kozası dedi ki...

keşke daha çok anlatsaydınız..öyle güzel di ki hiç bitmesin istedim..