1 2 3 4 5 Bu kodu kullana

30 Haziran 2011 Perşembe

35 Yıl Önce...



            Bodrum Han Restaurant'ta çekilmişti bu resim. Biz iki günlük evliydik. Sabah kahvaltıdan sonra paletlerimizi kapıp denize koşuyorduk. Ara ara soruyordum:"Sen şimdi benim kocamsın değil mi?"diye.

            Akşamüstleri denizden yorgun dönüşlerimizde midye dolmacıya rastlıyorduk mutlaka. Ben beş altı dolmayı mideye indiriyordum.

            Beyaz badanalı pansiyonumuza dönüyorduk. Akşam yemeği için süslenirken  Konca yanıma gelip
"Makyajsız daha güzel oluyorsun." diyordu. Ben yine de yapıyordum. O surat asıyordu. Sonra barışıyorduk.

         

25 Haziran 2011 Cumartesi

Sihir



                Eve bir sihirli değnek değse... Gündem  değişse birden...

                Birisi neşeli bir adam olsa mesela... Gerginliğini ağır bir çuval gibi yere atsa... Havada güzel sözler, espiriler uçuşsa...

                Kasvet alıp başını gitse...

                "Kahve yaptım, hadi balkona gel." dese başka birisi...

                Ev kendiliğinden mis gibi olsa... Tertemiz odalarda dolaşsam... Kuş gibi hafif...




              

22 Haziran 2011 Çarşamba

Evimdeyim.



             Oh! Evde olmak ne güzel. Hele arada bir uzaklaşıp özleyip gelmek çok hoş oluyor.  Dün trenle geldim. Hızlı tren yolda bozuldu. Bir buçuk saat başka bir trenin gelip aktarma yapılmasını bekledik. Can sıkıcı tabi ama her şeye rağmen tren yolculuğu çok güzel.

             Ben geliyorum diye Kızgül ortalığı toplamış. Taze fasulye ve makarna yapmış. Güzel oluyormuş böyle hazıra konmak. Konca felaket  grip olmuş. Yorgan döşek yatıyor.

             Bugün yalandan temizlik yaptım. Mutfak tamtakır olmuş baktım. Doğru alışverişe... Marketlerle birbirimizi özlemişiz.

             Öğleden sonra teyzemlere gittim. Annem zeytinyağlı sarma göndermişti ablasına. Teyzemin çok hoşuna gitti. Canı istemiş meğer. Eniştem de çok hasta. Yemiyor içmiyor öyle yatıyor. O da babam gibi çocuk gibi olmuş. Hep birlikte çay içtik, eskilerden konuştuk. Mutlu oldular.


  

15 Haziran 2011 Çarşamba

Ankara'ya Gidiyorum.



            Yarın trenle  Anniş ve Babaya gidiyorum. Onları yoklama zamanım geldi. Ben özledim onlar özledi... Haftasonu kardeşim de gelecek. Annem yaprak sarmaları yapar artık.

             Oğul geldi biraz önce. Bir peynirli bir kıymalı börek yaptım akşama. Ben bunları yazarken Koncaya ayran yap Kızgül'e de salata yap dedim. Mutfakta kıyamet kopuyor. Bir gürültü. Kalkıp bakim bari şunlara... Yer yerinden oynamadan...

13 Haziran 2011 Pazartesi

Bugünlerde İzliyorum.



            Bu program TTN 'de sabah 8.30' da yayına giriyor. O saatte ben yatağımda rüyalarımda gezinmekte olduğumdan eski bölümleri Şuradan izlemeye başladım.

            Çok hoşuma gitti. Hemen hemen her gün bir bölüm izliyorum. Beni genelde öğleden sonraları ekranın karşısında nefes teknikleri uygularken veya akupuntur noktalarına masaj yaparken bulabilirsiniz. Her gün de sağlıklı bir yemek veya tatlı tarifi veriliyor. Ne yapayım seviyorum böyle şeyleri.

            Bugün haftalık temizliği, yemeği ve alışverişi yaptım. Oturdum bilgisayarın karşısına.  Bir yandan da çayımı yudumlayarak reklamsız reklamsız keyifle seyrettim.

             Bu arada Gabriel Garcia Marquez'in "Bir Kayıp Denizci" kitabı bitti. Kolombiya Deniz Kuvvetleri'ne bağlı bir gemiden fırtınada denize düşen bir denizcinin on günlük yaşam mücadelesini anlatıyor. Zevkle okudum. Yediğim yemekten, içtiğim sudan, uyuduğum yatağımdan daha çok tat alarak okudum. Şimdi Aslı Erdoğan'ın "Mucizevi Mandarin" isimli öykü kitabına başladım. Aslı Erdoğan'ı ilk kez okuyacağım. Bakalım...

9 Haziran 2011 Perşembe

Yaz Sevinci.




                   Balkonda kahve keyfi. Kuş sesleri eşliğinde...






              O hiç bıkmadığım yaz yemekleri. Üzerine kaşar konmuş fırında karnıyarıklar, zeytinyağlı fasulyeler,  biber dolmaları...





               Domates gibi kokan domatesler...   Kan kırmızı karpuzlar, asar asmaz kuruyan güneş kokulu mis çamaşırlar...




                    Sabah çayını koymadan mutfak balkonundan aşağı baktığımda gördüğüm yeşil deniz...






                     Ve sıcak yaz günlerinde  hafif hafif esip perdeleri hışırdatan bir rüzgarın eşliğinde okuyacağım kitaplar...

5 Haziran 2011 Pazar

Taşdelen, Motor, Mangal.

 


                       Konca Şile yolu üzerinde Taşdelen'e motor gezisi var. "Çok yakın. Hadi sende gel" diye ısrar edince  tamam dedim.  Dedimde sabaha kadar uykum kaçtı. Kaç kere vaz geçtim. Kaç kere gitmeye karar verdim.

                       Sabah olunca  Koncanın arkasında düştüm yola.   Yola çıkınca baya bi sakinledim. Sabah erkendi. Trafik yoktu. Grup sürüşünde hiç sürat yapmıyorlar. Çok zevkli oldu. Savurdum saçlarımı şarkı bile söyledim.




                    Gittiğimiz yer Taşdelen'de ormanlık bir piknik alanı. Kocaman meşe ağaçlarından oluşmuş güzel bir orman. Anormal kalabalıktı yalnız. Bugün pazar tabi. Orgdan tut davul dahil her türlü müzik aleti vardı. Bizim oturduğumuz yer sessiz ve sakindi neyse.


 


                   Önce güzel bir kahvaltı masası hazırladık.






             Kahvaltımızı yaptık bir güzel.





             Bu dört tekere binip poz verdik. Bu tam bana göre aslında.





                Biraz ormanda yürüdük acıktık. Mangalımızı yaktık. Etlerimizi biberlerimizi domateslerimizi közledik. Mis gibi.

                Sonra motorlarımıza atladık. Dönüş yolu başladı. Trafik çoktu.Biraz aralardan geçtik. Biraz sürat yaptık. Azıcık korktum. Koncayı çimdikledim yavaşca. Fazlada çimdikleyemiyorum. Motoru o kullanıyor.





      

1 Haziran 2011 Çarşamba

Biraz Yoga Biraz Yürüyüş.

    

             Bu sabah internetden yoga videoları bulup biraz çalıştım. Arada egzersiz çeşitlerini değiştirmek iyi oluyor. Bedeni şaşırtmak lazım. Yogayı da çok seviyorum zaten. Bana kendimi iyi hissettirdi.

             Dün Ebru Şallı göbek inceltmek için bir yağ tarif etti. Eşit miktarda portakal yağını ve biberiye yağını karıştırıyorsunuz. Göbek bölgesine sürüyorsunuz. Sonra streç filmle bir güzel sarıyorsunuz. Günlük aktivitenizi yapıyorsunuz. İster ev işi yapın, iste yürüyüş. Denemesem çatlardım.

              Yogadan önce yağı sürdüm, streç filmide bir güzel sardım. Öğleden sonra yürüyüşe çıktım. Yani dört beş saat kaldı. Gelince  açtım ki. nasıl su atmış bedenim. Şakır şakır sular aktı yere. En azından ödem atmış oldum. Haftada iki kere deneyeyim diyorum. Tavsiye ederim.
               Bu arada yan yağları da unutmadım. Sanki biraz küçüldüler gibi.

               Küçüldüler gibi de akşama su böreği yufkası aldım. Börek yapacağım. Bu ne perhiz bu ne lahana. Boğazımdan hiç kısmadan fazlalıklar gitsin istiyorum.